Varlığımız bilim, ahlâk ve adaletle devam edebilir

170 Views No Comment

Geleceğimiz her gün biraz daha belirsiz hale geliyor. 20. yy’dan kalma siyasi hesaplaşmalar, sözde karşı çıkışlarımıza rağmen sürekli taraftarı artan bencillik, bireycilik ve hizipçilik; yükselen boşanma grafiği; israf ve tüketimden beslenen ve onu besleyen şirketleşmenin insanı yönlendirmesi… Bütün bunlar değerlerimizi, hayat tarzımızı ve onların üzerine kurulu toplumsal varlığımızı yok edecek kadar tehdit ediyor! Yüzyılların birikimi olan her şeyimizi silip, süpürüp götürüyor!

deniz_feneri_k

Güçlü ülkeleri kültür iklimleri bundan sonra hayatımızı nasıl etkileyecek? Bu rüzgârların önünden sürüklenecek miyiz yoksa onları istediğimiz yöne çevirip dönüştürebilecek miyiz?

Gençliğimiz sadece “düşmandan gelen” toprak ve iktidar tehditlerinin altında değil. Hayır. Asıl ve büyük tehdit bu değişimin etkisi altında kalarak ilmin, ahlâkın ve adaletin geliştirilmesi, ikamesi ve yayımının terk edilmesidir. Gençlerimiz, siyasi yönlendirmelerle kolayca kendilerini cephede kabul etme kolaycılığına kaptırabiliyor! Bu gençler, aynı kolaycılıkla büyük hizmetler yaptıklarına inandırılabiliyor! Gençler, çok önemli bir uyarıyı(*) hiçe sayarcasına, "vatan ve milleti kurtarmakla" meşgul olmaktan hayatın kendisini ıskalıyor! İnsanın büyük çabasını nereye harcaması gerektiği hiçbir şekilde hesap edilmiyor. Gerçek bile olmayan bir askerlik karşılığında bilim, sanat, sosyal hayat, ahlak ve adalet ölüyor.

Bize göre "yıkıcı" olan bu akımlar öncelikle fikir, ideoloji, teknik, teknoloji, bilimler ve sanatlardan kaynaklanıyor. Evrim teorisi bugün aynı etkiyi göstermese bile coğrafyamızda atom bombasından çok daha büyük bir yıkıma sebep oldu! Bin dört yüz yıllık medeniyetimizi aşındırarak yıkmakta olan bu akımları sadece siyasetle, kılıç-kalkanla durdurmak mümkün müdür? Varlığımızı sürdürebilmek için birlik, beraberlik ve güçlü olmaktan başka hangi değerlere ihtiyacımız var?  Adalete ve yeni toplumsallaşma şekillerine ihtiyacımız olduğunu nasıl görmezlikten geliriz? 

deniz_Çöl_@002200202

Büyük bir yıkım devresinin içinden geçiyoruz. Bu süreçte yıkılandan daha fazlasını yapıp inşa edemezsek bireysel olduğu kadar toplumsal hayatımızda büyük boşluklar, mağaralar ve arkasından gelen göçükler ve depremler yaşayacağız! Çürüklerle dolu bir bünyenin aç kurtların her zaman ilgi odağında ve saldırı alanında olacağını da bunlara eklemek gerekir!

Bu değişim dalgasının içinde sürüklenip, bir daha geri dönmemek üzere, kendimiz olmaktan çıkmak da var, kendimizi bütün varlığımızla yeniden üretmek de! Yani kendi kimliğimizle varlığımız yine büyük oranda kendi tercihlerimize kalmış durumdadır.

 

DİPNOTLAR

(*) İnsanın çabasını esas olarak nereye harcaması gerektiği hususunda büyük cihat, küçük cihatla ilgili hadis-i şerifin dikkate alınmasını burada hatırlamak gerekir.  

RESİMLER:
Üst resim: Ufukta gökyüzü: (@huskorkut'tan alınmıştır)
Resim: Deniz feneri (@dlmiussdf'den alınmıştır)
Resim: Deniz ve çöl (@002200202'den alınmıştır)

Yazıyı Paylaşırmısınız

About the author

A.Ü. DTCF mezunu. İngiltere, Sheffield Üniversitesinde Enformasyon Yönetimi, İsrail'de Kırsal Bölgesel Kalkınma Planlaması Post Graduate Study. Yanınlanmış çalışmaları: Söz İncileri; Divan Edebiyatından Seçilmiş Beyitler (2. baskı), Önce Söz Vardı; Fıkıh, Edebiyat ve Tasavvuftan Seçmeler. İlgi alanları: Yenilik, değişim, Gelişme. Uzmanlık alanı: Proje Yönetimi.

Related Articles

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked (required)

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.