HAYAT TARZI İNŞA ETME: Yardımlaşma, hediyeleşme ve ölçü ve tartılarda nasıl hareket etmeliyiz? (Bu yazı yenileniyor. Çok yakında!)

415 Views No Comment

Toplum üzerine düşüncelerin büyük kısmı, toplumsal yapı oluştuktan sonrasını, mesela adaletsiz bir düzeni açıklamaya ve düzeltmeye çalışır. Hâlbuki yanlış olan bir şey insanlar arasında hayat bulup yayıldıktan sonra onu oradan çıkarıp atmak zordur. Bu yaklaşım yerine, yanlış olanın toplumda hayat bulmasının önüne geçmek daha doğru bir yol olur.  Sağlıklı bir toplum tasavvuru bunu gerektirir. Bu da toplumsal meseleleri bireyden başlayarak ve öncelikle ahlâkî birer mesele olarak ele almamızı gerektirir.

Sağlıklı toplum alametlerinden bazıları toplumda doğruluğun hâkim olması, kalpleri birbirine ısındıracak davranışlarda bulunulması, insanların birbirinden emin ve aralarında güven olmasıdır. Tersi ise karşılıklı duyarsızlık, yalancılık, hile ve aldatma ve bunların sonunda güvensizliğin yayılması olur.

Toplumsal ilişkiler temel ihtiyaçlar üzerine kuruludur. Bir toplumda temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorluğa düşenlerin sayısının artması toplumun sağlığını ve huzurunu bozar. Aynı şekilde hilekârlığın ve çeşitli yollarla aldatmanın yaygınlaşması insan ilişkilerini, dolayısıyla toplumsal güveni zedeler. Keyfi davranmanın, hele toplum içinde avantajlı durumda olanların lehine davranmanın adet haline gelmesi sosyal ahlâkı ve düzeni sorgulanmaya muhtaç hale getirir. Hatta böyle bir durum, farklı kesimler için farklı kanunlar yapma, bazen de aynı kanunların bazı kesimler için farklı şekilde uygulanmasına kadar götürebilir. Bütün bunlarla birlikte insanlar arasında giderek büyüyen farklılık ve eşitsizlikler, bunun sonunda da ümitsizlik, haset ve emir sahiplerine (iktidara) karşı isyan duyguları girer. Böylece bireylerin hayatındaki zorlukların toplumsal hayata yayılması sosyal, siyasi ve ekonomik hayatı da zora sokar.

İnsanlık, yeryüzünde cennet vaat eden ütopyalar çağını geride bırakmıştır. Yaşadıklarımız, yüzyıl öncesine göre bize daha gerçekçi davranmayı öğretmiştir. Biliyoruz ki ne yaparsak yapalım, her toplumda, her zaman ihtiyaç sahipleri olacaktır. Onun için de her toplumun adil bir ekonomik düzenden başka ve onu tamamlayıcı mahiyette karşılıksız verme inancı ve bundan türetilmiş bir kültürü (örfü) de olmalıdır. Bu ihtiyacın karşılanması kendiliğinden olmaz, toplumu oluşturan insanların inançlarında insani kuralların varlığını gerektirir. Bir toplumda kuralsızlık yaygınlaştığında bu kendi sonuçlarını da doğurur. Mesela, insan ilişkilerinde olduğu gibi ölçü ve tartılarda da hilekârlık artar, ekonomik ve sosyal denge avantajlıların lehine değişir. Bozulan şeylerin bazıları kanunlarla düzeltilebilir ama kanunların gücü sınırlı ve çok geç bir safhada ortaya çıkar ve toplum üzerinde beklenen etkiyi yapamaz. Onun için baştan itibaren ahlâkî değerlerin, ilkelerin, davranış modellerinin ve kuralların ortaya çıkması ve yaygın kabul görmesi gerekir. Bu yazımızda, bunlardan üç tanesine kısaca değineceğiz:

-İhtiyaç sahiplerine, hatta ihtiyaç olmadan ve insani yollardan vermek

-Ölçülerde ve tartılarda hile yapmamak, üstünlerin lehine davranmamak,

-Alışverişlerde, borç verme ilişkilerinde düzenleyici kurallar geliştirmek.

Şimdi bunları aşağıda, kısaca ele almaya çalışalım:

Karşılıksız ve içten gelerek vermek

Üyelerin huzurunu kolaylaştıran, toplumların sağlığını arttıran ve ömrünü uzatan hususlardan biri karşılıksız ve gönülden koparak vermektir. Bu davranış yardımlaşma, bağışlama, infak etme, hibe, sadaka verme ve hediye verme gibi isimlerle adlandırılabilir. Buna inanan ve gereğince davranan insanların sayısının artması o toplumda, kötülüklerin mayalanmasını, karışıklıkların oluşmasını önler.

Karşılıksız vermek güzel bir davranış olduğu gibi ve her güzel davranışta olduğu gibi vermenin de incelikleri vardır. Onun için bağışladıklarımızın bağışlayanın ve toplumun yararına bir sonuç vermesini istiyorsak bu inceliklere dikkat edilmesi gerekir. Mesela verenin, karşısındakini küçük düşürmeden, incitmeden, mümkünse hissettirmeden, hatta kimin verdiği bilinmeden vermesi bunlardan biridir. Bağışlama ve infak etme ibadetlerdendir ve bir ibadet titizliğiyle yapılmalıdır. Aynı şekilde istemeden vermek, bağışlanan şeyin ne olduğunun tam olarak belli olması, peşin olarak var olması yahut ileriye dönük verilmesi diğer önemli ayrıntılardır. Yine alanın da, kendisine verilenin büyüklüğüne, küçüklüğüne bakmadan kabul etmesi gerekir.

Hediye vermek de bunlardan biridir. Hediyenin kendisi küçük, sosyal sonucu büyük olabilir. Zira hediye kalpleri yumuşatır, yakınlaştırır ve düşmanlıkları giderir. Hediye alanın da uygun şekilde teşekkür etmesi veya hediyeye karşılık hediye vermesi de hediyeleşmede beklenen inceliklerden bazılarıdır.

Toplumun gelenekle yaşayan, dindar kesimlerinde yaygın olmamakla birlikte çiçek de verilebilecek güzel hediyeler arasındadır. Çiçeğin bir toplumda hediye olarak kabul görmemesi kalplerin katılaşmasının alametlerinden biri olabilir mi? Belki. Hediye olarak çiçek verilmesi önemlidir zira çiçek hem kendi güzelliği, zarafeti, kokusu, hem de canlı olmasıyla mal veya maddi olmaktan uzak özellikler taşımaktadır. Onun için de kalpleri daha temiz ve kolay yolla yaklaştırır.

Hediye ve bağışlama güveni, huzuru ve sosyal dayanışmayı ve ahengi arttırır. Onun için toplumda her dönemde yaşaması için anne-babanın bunları yaşaması ve çocuklarına da yaşatarak göstermesi gerekir.

Ölçülerde ve tartılarda hile yapmak

Hiç şüphesiz insanların birbirlerine güvenini aşındıran hatta içten düşmanlıklara sebep olan şeylerden biri ölçülerde ve tartılarda hile yapılmasıdır. Nasıl düşmanlık doğurmasın ki? Ölçüde ve tartıda hile insanlara kötü muamele yapmanın ve hıyanet etmenin başka bir yoludur. Bir toplumun üyelerini vücudun azaları gibi düşünürsek, azalardan birinin diğerlerini aldatması, mesela gözün ağıza yalan söyleyerek pis veya haram bir şey yedirmesi gibidir!([i])

Ölçülerde ve tartılarda yerleşik olanı devam ettirmek, yeni bir şey yerleştirmekten daha kolaydır. Ama toplum sürekli değişiyor. Onunla birlikte ölçülmesi ve tartılması gereken şeyler, ölçmedeki incelikler ve ölçmenin araçları da sürekli değişiyor. İşte bu durumda ölçme ve tartmayı her dönemde topluma yeniden yerleştirmek için sürekli bir çalışma içinde olmak gerekir. Bu yapılmazsa, kalplerinde bozukluk olanlar, yeni çıkan her işte toplumun diğer üyeleri daha uyanmadan hilelerini hayata geçirir, hiç değilse toplum uyanana veya o konuda yasalar çıkana kadar insanları aldatmaya devam ederler. Mesela ticari taksi işleten birinin, arabasına evsafından daha küçük çaplı lastik taktırması (çok insan bu hileyi, anlayamadığından sevimli bulur!), iletişim şirketlerinin yahut bankaların insanlardan haksız yere tahsilatlarda bulunması yahut bir satıcının sattığı tahıldaki nemi ölçtürmekten kaçınması gibi. ([ii])

Onun için her yeni nesil, evde, okulda, işte ve sosyal hayatta zamanın ölçülerinin ve tartılarının gerektirdiği şekilde eğitim görmeli, bilinçlenmeli ve ahlâkî hassasiyet kazanmalıdır. Esasen insan doğuştan bu hassasiyetleri birlikte getirir. Bizler onun fıtratını bozarak bu hasletleri törpülemekteyiz.

Alış veriş ve borç ilişkilerinin yazılması ve şahit tutulması

İnsan hayatı, sayısız alışveriş ilişkilerinden oluşur. Öyle ki toplumsal doku bu ilişkilerden atılan düğümlere göre şekillenir. Toplumsal yapının sağlamlığı ve zayıflığı da buradan doğar. Bu yüzden bu ilişkileri güvenilir, uzun ömürlü ve sürdürülebilir hale getirmek gerekir. Bunun önemli yollarından biri borç, iş ilişkileri ve alışverişlerde yazılı bir hayat tarzını benimsemektir. Zira kayıtsız şeyin tanımı, ölçülmesi, tartılması zordur ve tarafların keyfine kalması tehlikesi vardır. Bir şeyin tanımı olmadan, ölçüleri bilinmeden onun ne olduğu ve ne kadar olduğu herkese göre değişiklik gösterebilir. Bu durum anlaşmazlıklara, tartışma ve haksızlıklara yol açabilir.([iii])

Yazılı ilişkilerden ve şahit tutmaktan vazgeçmemek gerekir. İki insan arasında yahut bir toplumda belli bir dönemde doğruluk, iyimserlik, güven ve itimat hâkim olabilir. Mesela bir zamanlar, toplumumuzda, “Söz senettir!” anlayışının hâkim olmasıyla, işlerde ve alışverişlerde yazılı usulün terk edilmesi sonraki dönemlerde toplumun çok zararına olmuştur. Bugün de bir güve gibi toplumsal dokuyu yemektedir. O “güven”e dayalı ilişkiler rejimi sonunda kimsenin kimseye borç veremediği bir ilişkiler düzenini doğurmuştur!

İnsanlar yalnız karşı çıkarak değil, aynı zamanda iyi niyetle ve masum sebeplerle de (Haşa!) “Allah’tan daha iyi bilme” gafletine düşebilirler! Mesela, emir, “aranızda borçlanmaları yazın” veya “şahit tutun” dediği halde, biz sadece güvene dayalı iş ve işlemler yapmayı adet haline getiremeyiz. Yaptığımız işlerin bireysel olduğu kadar sosyal boyutunun, bir defalık olduğu kadar sürdürülebilirliğinin de olması gerektiğini akılda tutmalı ve ona göre davranmalıdır. Bunun için de değerleri üstün tutmalı, bunlardan çıkarılan kurallara uymalı ve onları her zaman diri tutmalıdır.

Yazıyı Müslüman ve medeni bir hayatın esası, özü olarak kabul etmeli ve buna göre bir hayat tarzı inşa etmelidir. Bunun için de doğruluğu, ölçmeyi ve hemen her şeyde kalıcılığı, az da olsa sürekliliği ve sürdürülebilirliği kök değerler olarak kabul etmek gerekir.

İbrahim Akgün


[i] “Siz öyle iki şeyi üstlenmiş bulunuyorsunuz ki, sizden önceki ümmetler bu ikisi yüzünden helâk olmuşlardır.” (Tirmizi, Büyû, 9)

[ii]  “İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun.” (Mutafifin, 83/1-3)

[iii] “Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın.” (Bakara: 2/282)

Yazıyı Paylaşırmısınız

About the author

A.Ü. DTCF mezunu. İngiltere, Sheffield Üniversitesinde Enformasyon Yönetimi, İsrail'de Kırsal Bölgesel Kalkınma Planlaması Post Graduate Study. Yanınlanmış çalışmaları: Söz İncileri; Divan Edebiyatından Seçilmiş Beyitler (2. baskı), Önce Söz Vardı; Fıkıh, Edebiyat ve Tasavvuftan Seçmeler. İlgi alanları: Yenilik, değişim, Gelişme. Uzmanlık alanı: Proje Yönetimi.

Related Articles

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked (required)

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.