Medeni toplum olmak isteyen yazılı hayat tarzı inşa eder

720 Views No Comment

Artık neredeyse hiç bir değer ifade etmeyen ve “laf” olma derecesine düşmüş bir “medeniyet” sözüdür dolaşıyor ortalıkta. Peki, medeniyet nedir? Medeni bir hayat için kimin ne yapması gerekiyor?

Medeniyet için fikir (felsefe, din), ahlâk, adalet, siyaset, sanat, ticaret ve sosyal hayat gibi her biri içinde sayısız unsurlar barındıran yaşam alanlarının en azından zamanın ihtiyaçlarını karşılayacak kadar gelişmeleri gerekir.

Eski İskenderiye kütüphanesi (temsili)

Eski İskenderiye kütüphanesi (temsili)

Bu unsurlardan biri de yazıya dayanan bir hayat tarzının olmasıdır. Yazı, insanlığın tekâmül etmesinin, bedevilikten ve göçerlikten medeni hayata geçmenin alamet ve araçlarından biridir.

Ne var ki yazı, ancak günlük hayata girdiğinde, insanlar arasındaki ilişkilerde yerini aldığında fayda vermeye başlar. Mesela yazı, iki kişi arasındaki borç alış-verişinde yerini almamışsa faydası da eksik kalmış olur. Bunun olabilmesi için de toplumun öncelikle yazıya ihtiyaç duyması, yazının değerini anlaması ve inanması gerekir.[i] Yani yazılı hayatı gerekli kılan, insanlara görevler veren ve sorumluluk yükleyen inançlarının olması gerekir. Çünkü insan inanmadan bir şey yapmaz. Yazı, insanlar arasındaki iş ve alışverişlerde sözleşme, senet, akit ve tutanak gibi belgelere dönüşmüyorsa o toplumda yazının da, dinin de, medeniliğin de değeri anlaşılmamış demektir. 

Bizi yakından ilgilendiren İslam medeniyetinin ve çağdaşımız olan Batı uygarlığının temeli yazılı kaynaklara dayanır. Her iki dünyanın da yazılı kurucu temel metinleri ve kütüphaneleri vardır.

Tasarım: Gülizar Nur AYDIN'a teşekkür ederiz.

Tasarım: Gülizar Nur AYDIN’a teşekkür ederiz.

Bu bakımdan medeni bir toplum hayatın bütün alanlarını yazılı temellere dayandırmalı, yazıyı esas alan bir hayat tarzını inşa etmelidir. Böyle bir toplumda her işin bir belgesinin olması ve bu belgelerin insanlar için anlam ifade eden, kıymetli birer taşınır olarak değer ifade etmesi gerekir.

Mesela toplumda her düzeydeki anlaşma, sözleşme ve akitlerin, iş ve ortaklıkların, kanunlar, kararlar ve her türlü düzenlemelerin, insanın hakları ve yönetenlerin sorumluluklarının belgeli ve aleni hale gelmesi gerekir. Bu belgelerin yazı, rapor, mektup, senet ve tutanaklarla, çok çeşitli hak, hukuk ve mülkiyet belgeleri, diploma ve sertifikalar gibi sonsuz çeşitteki araçlarla hayata dâhil edilmeleri gerekir. Basit bir misal olarak, bir insan,  bir iş yaptıracağı zaman, mutlaka o işle ilgili sözleşme yapılmalı ve yapılacak iş orada en küçük ayrıntısına kadar tanımlanmalıdır.

Bunu bireysel olarak yapamadığımızın hepimiz farkındayız. Ama bu yüzden türlü sıkıntılarla karşılaştığımızı ve ahlâkı bozuk insanların bu zaafımızdan yararlandığını da biliyoruz. Ne var ki bu ihmalkârlığın toplumda çokça fitne-fesada sebep olduğunu biliyoruz. Onun için bu hususu bir inanç ve kültür haline getirerek kolaylaştırmamız gerekiyor.

Toplumsal değişim ve yazılı bir kültürün yeniden inşa edilmesi ihtiyacı

Toplum değişiyor ve onunla birlikte yeni mülkiyet şekilleri doğuyor. Şehir hayatı, yeni toplumsal yapılanma biçimleri, yeni teknik ve teknolojiler, yeni üretim, dağıtım ve ticaret şekilleri insanlığın şimdiye kadar görmediği, bilmediği oluşumları birlikte getiriyor. Bu durum, geleceğin toplumunu inşa edecek bireylere ve topluluklara büyük sorumluluk yüklüyor.

Tasarım: Gülizar Nur AYDIN

Tasarım: Gülizar Nur AYDIN

Bu bakımdan yeniden inşa edilme yolundaki toplumların yazıyı bir kere daha, belki bugün daha büyük bir şevk, heyecan ve kemal-i ciddiyetle keşfetmeleri gerekiyor ki yeni bir hayat tarzı inşa edebilsinler. Değilse ileri gitmek bir yana, bin yıldır medeni bir hayat yaşamakta olan bir toplumun bile yeni hayat tarzıyla medeniyet altı bir yere düşmesi kaçınılmaz olur. Mesela bu hususta, tek başına tüketici hukuku bile   önemli bir yer işgal etmektedir. Ayrıca; insanlar birbirlerinin şahsi hayatına dair bilgilerini, fikirlerini, raporlarını, markalarını, enva-i çeşit ürün tasarımlarını haksız yere ve çok çeşitli şekillerde sahiplenebildiklerinde, alıp satabildiklerinde bu yaşam alanlarındaki hak-hukuk tanımları anlamsız hale gelir, helaller ve haramlar birbirinin içine girer, toplumu değiştirir, dönüştürür ve geriye götürür.

Ne var ki bunlar öyle kolay ve kısa zamanda halledilebilecek, yasal düzenlemelerle çözülebilecek şeyler değildir. Toplumda herkesin hayat boyu bu değerlerle yetişmesi ve böylece yeni hayata dair bir kültürün uzun bir süreçte inşa edilmesi gerekir.

Medeniyetimizi yeniden inşa edeceklerini iddia edenlerin geleceğimizi inşa edecek bir kişilik geliştirebildiklerini hatta günümüz dünyasında olup bitenleri anlayabildiklerini söylemek bile zordur.

Sonuç olarak burada ele aldığımız mevzunun insana yüklediği sorumluluklar üzerinde kısaca duralım

– Düzenlenecek belgelerde sadece işin kendisinin değil, o iş içerisinde yer alan her işin detaylarıyla tanımlanması ve sınırlarının çizilmesi gerekir. (Bir Yunan firması tarafından yapılan ve inceleme imkânı bulduğumuz bir AB projesinde, projenin başında iş kalemleri açıklıkla tanımlanmadığından ve işin kapsamı açık şekilde belli olmadığından taraflar arasında ihtilaf çıkmış ve proje bu bilgisizlik yüzünden milli bir meseleye dönüşerek başarısız olmuştu!)

Tasarım: Gülizar Nur AYDIN

Tasarım: Gülizar Nur AYDIN

-İletişim, medeni bir hayatın cansuyu, iletişim kanalları ise sinir sistemi gibidir. İşlerimizi yaparken iletişimi de kayıtlı araçlar ve ortamlarda yapmalı, “dedim, dedi” yerine, en azından e-posta ile yazılı hale getirmek gerekir.

-Belgelendirme işi, sadece kendi çıkarımız için değil, bir işteki tarafların, paydaşların, o işten yararlanacak ve sonuçlarından etkilenecek olanların ve gelecek nesillerin haklarının gözetilmesi için yapılmalıdır.

-Yazılı ürünler, kurumların ve işlerin hafızası gibidir. Bu özellikleriyle birikimi kolaylaştırır, gelişmenin sürdürülebilir hale gelmesinde ve tekâmülde yardımcı olurlar.

Bir insanın “iki gününün bir olmaması” gibi, iki işinin de birbirinin aynı olmaması ve önceki işinin sonrakinden daha iyi olması gerekir. Eğer insanın gelişmesi işinde, uğraşında, çevresinde tezahür etmiyorsa, o kişi hakkıyla gelişememiş demektir! Bu itibarla, yapılan işlerle birlikte insanlar da değişecek ve gelişecek, böylece her nesil yazı üzerinden öncekilerin birikiminden daha kolay yararlanacak ve ilerleme yapabilecektir.

DİPNOTLAR

[i] Bakınız: “Ey iman edenler, belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız…” ve devamı…” (Bakara: 282)

Yazıyı Paylaşırmısınız

About the author

A.Ü. DTCF mezunu. İngiltere, Sheffield Üniversitesinde Enformasyon Yönetimi, İsrail'de Kırsal Bölgesel Kalkınma Planlaması Post Graduate Study. Yanınlanmış çalışmaları: Söz İncileri; Divan Edebiyatından Seçilmiş Beyitler (2. baskı), Önce Söz Vardı; Fıkıh, Edebiyat ve Tasavvuftan Seçmeler. İlgi alanları: Yenilik, değişim, Gelişme. Uzmanlık alanı: Proje Yönetimi.

Related Articles

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked (required)

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.